Please follow me...

Ağustos 22, 2010

Sosyal medyanın insanları bir "dikizleme kültürü"ne doğru sürüklediğini, Hal Niedzviecki, Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan kitabı Dikizleme Günlüğü'nde şahane bir şekilde anlatır. Facebook, Twitter, Friendfeed, Formspring.me vs gibi birçok sosyal medya ağında insanlar tanıdıkları tanımadıkları bir sürü kişiyi takip ediyorlar. Bunun ayrı bir mecrası da benim de üyesi bulunduğum blogosfer; varolan ve her geçen gün yenileri eklenen kişisel bloglar.
İnsanlar düşüncelerini burada paylaşmaya başlıyorlar, sonra kendilerini takip eden birileri çıktıkça bu işten daha çok keyif alıyor ve bir süre sonra izleyicilerine adeta bağımlı hale geliyor, bloglarında yaşamaya başlamış gibi bir tavır içine giriyorlar. Dolayısıyla takipçi sayısını artırmak için bloglarını duyurma çalışma çabası daim hale geliyor. Bunun bir yolu da takipçilere hediyeler sunmak. Çeşitli bloglar üzerinden çeşitli ürünlere sahip olabilirsiniz; yapmanız gereken tek şey o blogun takipçisi olmak, yorum yapmak, söz konusu blogu kendi blogunuzda tanıtmak, favori bloglarınızı listelediğiniz blogroll'unuza dahil etmek vs. Hediye büyüdükçe blogu anasayfanız yapmanız bile gerekebilir, dikkat :P
Blog kişisel bir şey, insan orada istediğini yapar elbette ama ben de fikrimi söylüyorum kendi blogumda: Ne saçma şey bu ya, çocuğu şekerle kandırmak gibi... Almost pathetic :)

Digg Stumble Delicious Twitter Facebook Reddit RSS

2 yorum:

og dedi ki...

bir de alakasız her yere yorum bırakanlar var. bunların yorum yapma sebebi bloga/konuya ilgi duyması falan değil. seni ve okuyucularını bloguna çekmek: bak ben sana yorum bırakıyorum, sen de nezaketen bana yorum bırak; okuyucular bakın benim de blogum var babında.

amonka dedi ki...

tabii, seninle aynı konularda yazan bloggerları keşfedip yorumlar bırakarak çevre edinmek blogosferde tutunmanın altın kuralı :)

Related Posts with Thumbnails

Seyirciler