Başka Dilde Aşk | Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz acaba?

Ağustos 22, 2010


Bugün Türkmax kanalında tesadüfen, ne zamandır methini duyduğum film Başka Dilde Aşk'a rastladım ve hemen izlemeye koyuldum. Başrollerinde Mert Fırat ve Saadet Işıl Aksoy'un olduğu, senaryosunun Mert Fırat ve filmin yönetmeni İlksen Başarır tarafından yazıldığı film, işitme engelli Onur'la "duyusal" bir engeli olmayan Zeynep'in aşkının hikâyesini konu alıyor. 
Her şeyin ötesinde, yapılmamış bir şeyi yaptığı için nazarımda 1-0 önde başlıyor Başka Dilde Aşk. Ortak arkadaşlarının bir partisinde tesadüfen tanışan Zeynep ve Onur, kendilerini, belki de hiç beklemedikleri bir anda sürpriz bir aşkın kucağında buluveriyorlar.
Zeynep bir çağrı merkezinde çalışıyor ve bütün gün telefonda laf anlamak bilmeyen ve sefil hayatında sonunda kendisinin de bağırıp çağırabileceği, aşağılayıp hakaret edebileceği birilerini bulduğu için çağrı merkezini arayan insanlarla konuşuyor. Küçücük kutulara hapsedilmiş ama sürekli gözetim altında, robot gibi görülüp köle gibi muamele edilerek, günde bilmem kaç saat çalışıp karşılığında, yıpranan sinirlerini tazmin edemeyecek bir para kazanıyor...
Onur ise grafik tasarım mezunu olduğu halde, işitme engelli olduğu için kendi mesleğini yapma fırsatı bulamıyor ve sessizliğin kural olduğu bir kütüphanede memurluk yapıyor. [Burada bir kitapsever olarak, Onur'un hem kütüphanede çalışmasından hem de sessiz dünyasına ses katacak bir araç olacağından dolayı kitaplarla daha özel bir ilişki kurmuş olduğunu görmeyi beklediğimi söylemek istiyorum. Tamam Aragon güzel ama, yetmez ki...] Ama Sezar'ın hakkı Sezar'a; Mert Fırat oldukça iyi oynuyordu bence. Hele o sinirden kudurduğu sahnelerin hakkını vermiş bana kalırsa. Saadet Işıl Aksoy da fena değil, ama bana o kız fazla donuk geliyor, o yüzden bilmiyorum belki daha sıcak birisi oynasa Zeynep karakterine daha çok ısınırdım...


-----Fena halde spoiler-----
Filmdeki en güzel sahnelerden biri, tanıştıkları partide Zeynep'in kendisi anlamayıp arkadaşlarından Onur'un sağır olduğunu duyduğunda yaşadığı bir-iki saniyelik şaşkınlığın ardından büyük bir sevinçle "Hayatımın erkeğini buldum, hem de hiç konuşmuyor," nidasıyla Onur'un üstüne atladığı sahneydi :) İkincisi ise kavga ettikleri sırada Zeynep'in "Sen benimle birlikte olmak için ne yaptın? Ben sürekli çabalıyorum seni daha iyi anlamak için, senin için işaret dili öğreniyorum ve değişiyorum. Daha bugün buraya taşınıyordum, hayatımı değiştiriyordum be," şeklinde çocuğa çemkirdiği sahne. Biraz daha hassas olması gerekirdi ama kızın da orada     sinirleri laçka olmuş durumda. Son olarak da Zeynep'in gizlice eşyalarını almak için eve geldiğinde son anda Onur'a yakalandığı ve nasılsa duyamayacağı için bağıra bağıra ağlamaya başladığı sahne. İçimi acıttı resmen, Onur'un ruhu bile duymadan çıkıp gitti kız... 
-----Fena halde spoiler bitti-----

Film temelde güzeldi ama Zeynep'in ailesinin durumu, Onur'un ev sahibi ve kardeşinin hikâyesi, Zeynep'in eski sevgilisi Aras'ın hikâyesi falan tam oturtulamadığı için rahatsız ediyordu. Çağrı merkezi çalışanları ve isyan etmeleri mevzusunun altından da çok iyi kalkamamışlar bana kalırsa, daha etkileyici olabilirdi... Son bir şey: Zeynep'in, Onur'un annesinin restoranında çalışan engelli kızı kıskanması ve sonrasında yoldaki kavgaları çok kötüydü. İyi bir nokta yakalayıp becerememişler, çok havada kaldı, bariz bir şekilde "bana bakarak konuş" olayını vurgulamak için yazılmış o sahne, ama olmamış bebişim :) 


Ama yine de izlemenizi, insan denen mahlukun ne aşağılık olabileceğini tekrar görmenizi, izlerken sevgilinizle/eşinizle birlikte evinizi nasıl döşeyeceğinizi, nasıl eğleneceğinizi vs hayal etmenizi ve karşınızdaki insanları eleştirmeden önce anlamaya çalışmanızı tavsiye ederim.   

Digg Stumble Delicious Twitter Facebook Reddit RSS

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

Seyirciler