"This is my tree, and it's a beautiful tree"...

Haziran 08, 2010

Diyor Rain Perry, Life Unexpected'in "theme song"unda... Duymayanlar, görmeyenler için: Life Unexpected CW kanalının yeni gençlik dizisi. 13 bölümlük 1. sezonun ardından ikinci sezonda devam etme şansını yakalamış ve böylelikle Dizimax de potansiyeli görüp diziyi Türkiye'de yayımlama hakkını satın almıştır. (Ne zaman başlayacak bilmiyorum gerçi...) 


16 yaşındayken bir bebek sahibi olan ancak anne-baba olmaya hazır olmayan Kate ve Baze, evlatlık verilmesi için bebekten vazgeçtikten sonra (aslında Baze'in bebeğin doğduğundan bile haberi yoktur, Kate'in "o işi hallettiğini" düşünmektedir) birbirlerini görmemiş ve hayatta bambaşka yollara sapmışlardır. Kate, partneri Ryan ile birlikte bir radyo programı sunmaktadır ve yaşadıkları şehir olan Portland'da yerel bir "celebrity"dir; Baze ise lise günlerinden fazla uzağa gidememiş ve babasının kendisine verdiği binayı bara çevirmiş, iki arkadaşıyla beraber barın üzerindeki dairede yaşamaktadır. Film ve dizilerden edindiğimiz bilgiye göre çoğu lise futbol takımı oyuncusu gibi, lisedeki popüler günleri geride kaldıktan sonra gerçek hayata adapte olmaya zorlanan ve boş işlerle vakit geçiren Baze'in, bir sabah kapısını çalan o sarışın kızın, ayaklarının altındaki halıyı çekip alacağından haberi bile yoktur...
Kahramanımız Lux ise, bir koruyucu aileden diğerine savrularak geçirdiği 16 yılın ardından, bu hayata dayanamayıp vesayetten salıverilmek için başvurur, ancak bunun için biyolojik anne ve babasının imzasına ihtiyacı vardır. Daha fazla bekleyemeyeceği için de işini kendi halledip onları kendi başına bulmaya karar verir ve dosyasında adını ve adresini gördüğü Baze'in kapısına dayanır. Sonra da birlikte Kate'i bulurlar. Ve olaylar gelişir...
Life Unexpected, yazın izleyecek çerezlik dizi aranırken tam zamanında yetişti. Haftasonundan itibaren 13 bölümün hepsini izleyip bitirmiş biri olarak söyleyebilirim ki, her ne kadar hikayede birtakım tutarsızlıklar ve gerçeklikten uzak diyaloglar vs olsa da, sevimli ve izlenesi bir dizi. Karakterler de fena değil, Kerr Smith'in canlandırdığı Ryan dışında. Kerr Smith'i zaten Dawson's Creek zamanından beri sevmem, hele şimdi yaşlanmış falan, olmamış :) Gilmore Girls havası olduğunu söylemişler ama ben katılmıyorum; birincisi dünya üzerinde hiç kimse Lorelai ve Rory kadar çok ve hızlı konuşamaz, ikincisi de Gilmore Girls kasaba hayatını da konu alıyordu, bunların odak noktası yalnızca "aile"...
Son olarak, dikkatimi çeken bir noktayı belirteyim: Lux'ın tarzını çok beğendim. Bazen çirkin ayakkabılar giydiği oluyor, ama genel olarak tarzı oldukça başarılı. Başından eksik etmediği berelerini de çok kıskandım. Ben de saçlarımı uzatıp renk renk bereler takacağım!          

Digg Stumble Delicious Twitter Facebook Reddit RSS

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

Seyirciler