Büyükelçi Elvis Pelvis ile Büyükelçi Sopa Çekirgesi...

Nisan 11, 2010



The God of Small Things, Türkçe adıyla Küçük Şeylerin Tanrısı, özellikle sosyal adalet ve ekonomik eşitsizlik gibi konular üzerinde yoğunlaşan Hintli aktivist Arundhati Roy'un ilk ve tek romanı. 1992'de başladığı romanı tamamlamak Roy'un dört yılını almış ve 1997'de yayımlanan kitap, 1997 Booker Ödülü'nü kazanmış. Yayımlanma tarihi olan  mayıs ayından haziran sonuna dek kitabın hakları 18 ülkeye satılarak Roy'a uluslararası bir ün ve epey para kazandırmış. Sanırım şu anda 21 dilde mevcut. 
Roman genel olarak Hindistan'ın güneyinde, Kerala eyaletine bağlı Ayemenem'de yaşayan bir Süryani ailenin, özel olarak ise Estha ve Rahel adında, biri kız biri erkek çift yumurta ikizlerinin yaşamını konu alıyor. Kitap, Ayemenem'de geçirilen çocukluk ve bu dönemden kimi anılar ile ikizlerin babasının çay çiftliğinde çalışan bir Bengalli olması gibi otobiyografik detaylar da içeriyor.    


Arundhati Roy, Küçük Şeylerin Tanrısı'nda İngilizce'yi çok özgün ve yaratıcı bir şekilde kullanıyor ve hikâyesini doğrusal olmaya bir çizgi üzerinde ilerletiyor. Bu nedenle kitabı okumamış olanların zevkini bozmamak adına burada öyküyü özetlemek istemiyorum, ancak çok kısa bir şekilde şu çerçeveyi verebilirim: Çift yumurta ikizleri Estha ve Rahel, doğumlarından bir süre sonra eşinden ayrılıp Ayemenem'deki baba evine dönen anneleri Ammu, Cennet Turşuları ve Konserveleri'nin sahibi anneanneleri Mammachi (Shoshamma Ipe), büyük teyzeleri Bebek Kochamma (Navomi Ipe), dayıları Chacko ve yardımcıları Kochu Maria ile birlikte Ayemenem'deki büyük evde yaşamaktadırlar. Chacko'nun Oxford'da okurken tanışıp evlendiği ancak hamileyken boşandığı İngiliz eşi Margaret ve kızları Sophie Mol, Margaret'ın ikinci eşi Joe'nun ani ölümünün ardından hava değişikliği amacıyla Noel tatilinde Ayemenem'e gelirler. Ve bundan sonra gelişen olaylar ve yaşanan "Dehşet", minik Estha ile Rahel'in hayatlarını geri dönülemez bir şekilde değiştirecektir.
Roy, hikâyesini 7 yaşındaki ikizlerin ağzından değilse de onların ve özellikle Rahel'in gözünden ve adeta şiirsel bir dille, çok sevimli detaylarla süsleyerek anlatıyor. İkizlerin 7 yaşında oldukları 1969 yılı ile 31 yaşında tekrar bir araya geldikleri 1993 yılı arasında kronolojik olmayan bir şekilde gidip gelen hikâyede, katmanlar arasına Hindistan tarihi ve siyaseti, Marksizm, komünizm, kast sistemi, kültürel gerilimler, toplumsal ayrımcılık, toplumsal ve aile içi şiddet gibi temaları yerleştirirken; satırlar arasında sevgi, aşk, korku, ihanet, yalanlar ve ölüm gibi temaları da nakış gibi işliyor. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, "küçük şeylerin" nasıl bir araya gelip insanların davranışlarına etki ettiğini ve hayatlarının gidişatına müdahale edebileceğini, Estha ile Rahel'in yitip giden çocukluğu örneğinde resmediyor.
Kitabın tecrübeli çevirmeni İlknur Özdemir hassas bir çabayla romanı Türkçeleştirmiş, ancak Roy'un dili kullanımı öylesine özgün ki, hangi dile çevrilirse çevrilsin büyüsünden bir şeyler kaybetmeye mahkum... Bu nedenle fırsatınız varsa, kitabı orijinal dilinden okumaya çalışın (fırsat bulursam ben de yeniden okuyacağım), ama yoksa da mutlaka okuyun derim.    
[Arundhati Roy, Küçük Şeylerin Tanrısı, çev. İlknur Özdemir, Can Yayınları, 1998; 8. baskı 2006.]

Digg Stumble Delicious Twitter Facebook Reddit RSS

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

Seyirciler