Whatever works...

Şubat 02, 2010



Yine festival programında beğenip, gitmeye fırsat bulamadığım için kaçırdığım bir film izledim: Woody Allen'dan Whatever Works (Türkçesi "Kim Kiminle Nerede?") Başrollerde Larry David ve Evan Rachel Wood.
IQ'su ve entelektüel seviyesi standartların oldukça üstünde, ama bu şartlar altındaki her insan gibi aşırı huysuz olan fizikçi Boris (Larry David), geçirdiği entelektüel bunalımın ardından "çok mantıklı sebeplerden ötürü" evlenmiş olduğu Jessica'dan boşanıp downtown'a taşınır. Günlerini çocuklara satranç öğretmeye çalışmak ve arkadaşlarına aforizmalar savurmakla geçirirken bir akşam evinin önündeki çöplerin arasından Melody'nin çıkmasıyla Boris'in hayatı bambaşka bir yöne gitmeye başlar. Güneyli ve çok saf bir kız olan Melody evden kaçmış ve kendi ayakları üstünde durmak üzere New York'a gelmiştir. İki dakikalığına evine kabul ettiği bu kızdan kurtulmak, Boris için hiç kolay olmaz... Daha sonra her yerde Melody'yi arayıp sonunda bulmayı başaran annesinin çıkagelmesiyle de olaylar gelişir.



Whatever Works çok eğlenceli bir film. Larry David, Boris rolünde gerçekten çok çok başarılı; esprileri çok iyi. Evan Rachel Wood'un da hakkını yememek lazım tabii. Sinir bozucu olmadan gerçekten aptal sarışını oynamak oldukça zor bir şey; bizde bol bol örneği yapılır mesela, katlanılabilir olanına rastladınız mı hiç? Ama Melody o saflığının, cehaletinin altında çok sevimli ve hayat dolu bir kız. Ancak zamanla Boris'in hayata, insan ırkına, dine, siyasete, aşka dair teorilerini kapmaya ve bunları benimsemeye çalışıyor. Özellikle de bu teorileri başkalarına anlattığı sahneler çok komik. Filmden alıntılar epeyce yerde karşımıza çıkacaktır; bunlar da benden:

"My story is, whatever works. You know, as long as you don't hurt anybody. Any way you can filch a little joy in this cruel, dog-eat-dog, pointless black chaos. That's my story."

"I happen to hate new year's celebration. Everybody desperate to have fun. Trying to celebrate in some pathetic little way. Celebrate what? A step closer to the grave? That's why I can't say enough times, whatever love you can filch or provide, every temporary measure of grace, whatever works. And don't kid yourself, it's by no means all up to your own human ingenuity. A bigger part of your existence is luck than you'd like to admit. Christ, you know the odds of your father's one sperm from the billions, finding the single egg that made you? Don't think about that, you'll have a panic attack!"




Not: Yalnız insanlar lütfen her beğendikleri antikahramanın ardından "aynen beni anlatıyor", "kendimi izliyor gibiydim" falan demeyi bıraksınlar artık. Nereye seni anlatıyor?! Hele Boris için "aha, aynı ben," diyenlere sözüm: adam hayatını vermiş sistematik bir düşünme ve mantık yürütme tarzı geliştirmiş; iki nihilist laf ettin, hayata insanlara karşı tepkilisin, huysuzsun diye hemen Boris Yellnikoff mu oldun... Bu da literatüre "ıssız adam sendromu" olarak geçsin... Bu konuda ekşisözlük'te çok güzel bir yorum okumuştum: "Pek çok ortalama Türk erkeğinin 'Ben ya, aynı ben. Vay be, bana bak,' diye sevinmesine neden olmuş Türk filmi. Eskiden ne güzel öküze öküz diyorduk..."

Digg Stumble Delicious Twitter Facebook Reddit RSS

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

Seyirciler