Bu kalp seni unutur mu? ve diğerleri...

Şubat 03, 2010



"Bu Kalp Seni Unutur mu?" dizisinin son bölümünü izledim dün. Sorunlu ve bol hadiseli evliliklerini bitirme kararı alan Cemile ve Yalçın çifti, boşanmak üzere mahkemeye çıktılar. Saftirik Cemile önce aldattığı, sonra sevgilisinden hamile olduğunu söylediği, geçirdiği kaza sonucu ağır hasar almış olan kocası Yalçın'ın, hiç aksilik çıkarmadan boşanmayı kabul ettiğini sanıp çok yanıldı. Adam zaten arızalıydı; sen gittin aldattın adamı, öğrendi deliye döndü, sonra kaza geçirdi ve senin bakımına muhtaç kaldı, sonra da sen gittin sevgilinden hamile kaldın ve bunu kocana söyledin; ama Yalçın sana ne dedi? "Boşanmayacağız, tek şart bu," demedi mi? Oradan uyansana kadın!
Adam yıllar boyunca sana bir hınç biriktirdi içinde, öyle kolaycacık bırakır mı yakanı sadece kendi ilişkisi ortaya çıktı diye? Tabii ki boşanmak istemez; hem sana günbegün eziyet edecek (zehirleyici bakışlar atıp, gözünün önünde minik Ali'ye karşı sevgisizliğini her fırsatta çocuğa belli ederek canını yakacak) hem de boşanırsanız senin gidip Sinan'la birlikte olmanı (haşa mutlu olursun falan) ve kızının başına üvey baba getirmeni engelleyecek... Sen evlilik müessesesi içinde sıkışıp yavaş yavaş ölürken -çünkü Sinan Ali'yle ilgili gerçeği bilmediği sürece yeniden Sinan'la birleşemeyeceksin- o Serpil'le hayatını yaşayacak...
Son ana kadar kuzu gibi durdu durdu, hakimin karşısına çıkınca Cemile'nin evlilik dışı ilişkisinden gayrimeşru çocuğu olduğunu söyleyip kızı Gece'nin velayetinin kendisine verilmesini sağladı. (Çıkan karardan anladık ki Cemile, Yalçın'ın da evlilik dışı ilişkisi olduğunu belirtmedi; bravo çok iyi halt etti.) Duruşma bitimindeki konuşmalarından da Yalçın'ın Cemile'ye Gece'nin yüzünü bile göstermeye niyetli olmadığı (ha tabii Sinan'dan kesinlikle uzak durup Yalçın'a yeterince yalvarırsa o başka) sonucunu çıkarıyoruz. Olan yine çocuklara oluyor....



Türkiye'de çocuklar üzerinden yürütülen riyakâr bir sistem var. Her şeye kurban edilir bizim memlekette çocuklar. Dinen çocukların değil hayvanların kurban edilmesi yöntemi uygulanıyor olsa da, fiilen hep bir şeyler uğruna kurban edilir çocuklar...
Birbirlerini hiç tanımayan, sevmeyen insanlar zorla evlendirilir, zorla (mümkünse bol bol) çocuk sahibi olmaları sağlanır ve koyu bir sevgisizliğin içine doğurulur o çocuklar. Birbirleriyle yakın akraba olan insanlar evlenir ya da evlendirilir, bile bile engelli çocuklar getirilir dünyaya; sonra da özenle karartılır o minicik dünyaları. Sevginin zerresinin varolmadığı, ama geçimsizliğin had safhada olduğu evliliklerin kurtarıcısı gözüyle bakılır çocuğa; "hele bir çocuk olsun, her şey düzelir"dir.
Kadınların gençlikleri boyunca boy boy dizdikleri çocuklar yetmiyormuş gibi, değil çocuk bakmak artık kendilerine zor bakar halde oldukları yaşlarda çocuklar doğurulur tekrar tekrar; yaşlanınca onlara hizmet etsinler, çalışıp anaya babaya baksınlar diye sadece. Hem doğum kontrolü günahtır, kürtaj şeytanın işidir de, yaşamın mucizesi o minicik bebekleri cehennem hayatı yaşatmak için dünyaya getirmek pek sevaptır ne de olsa!
Ama en kötüsü, işte dizide gördüğümüz haliyle, hiç günahları olmadığı halde kurban edilmesidir çocukların... Kişisel çıkarlar, hastalıklı düşünceler uğruna annesinden ya da babasından tamamen ayrılması, minicik beyinlerin iğrenç fikirlerle doldurulmasıdır kişisel tatmin uğruna. Amaç, karşıdaki düşmana karşı cephede yalnız kalmamaktır; bunun için çocuğun kafası, en ufak şüpheye yer kalmayacak şekilde doldurulur düşmana karşı, cephane niyetine...

Bu ülkede "çocuklar geleceğimizdir" oysa, vatanı emanet ederiz biz onlara. Binbir emekle zehirlediğimiz, ket vurduğumuz, oluşturmaya çalıştığı kişiliğini başından ezdiğimiz, oradan oraya savurduğumuz, kendi isteklerimizi dayattığımız, istediğimiz gibi olmayınca aşağıladığımız, dövdüğümüz, her şeye karşı nefret tohumlarıyla beslediğimiz çocuklara vatanı emanet ederiz biz. Sonra da kalkıp "ne olacak bu vatanın hali?" deriz, "biz bu çocuklara/gençlere mi emanet ediyoruz vatanı, tüü yazıklar olsun!" deriz... Ne yapalım biz böyleyiz... Ne demişler; "ya sev ya terk et!"...

Digg Stumble Delicious Twitter Facebook Reddit RSS

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

Seyirciler