2010'dan ilk sinema izlenimleri...

Ocak 13, 2010



İlk filmimiz uzun zamandır merakla beklenen Fatih Akın'ın son filmi Soul Kitchen'dı (kendisi yine bir deha örneği sergilenerek "Aşka Ruhunu Kat" gibi bir isimle gösterime sokulmuştur). Bilerek, filme gitmeden önce konusu hakkında bilgi edinmedim.. Fatih Akın sevdiğim ve yaptığı işleri merak ettiğim bir yönetmen. Çoğu yönetmenin favori oyuncuları vardır. Fatih Akın'ınkiler de Moritz Bleibtreu ve Birol Ünel.. İki isim bir araya gelince, o filme gözüm kapalı giderim ben de :)
Soul Kitchen, Fatih Akın'ın diğer filmlerinden daha farklı, tadı daha değişik bir film. Ama çok çok iyi yönde! Bir kere bu filmde Türk namına bir şey yok, Uğur Yücel'i saymazsak. Türk klişeleri, Alamancılık, gurbetçilik dokusu yok. Filmi izlerken bunların olmamasına çok sevindiğimi hissettim, demek ki miadını doldurmuş bunlar bende.. Ama yine de hemen hikâyenin içine giriveriyor insan! Çünkü Akın bu sefer kamerasını komşuya çevirmiş... Almanya'da yaşayan iki Yunan kardeşi koymuş başrollere: Zinos ve Illias Kazantsakis.
Birbirlerinden çok farklı olmalarına rağmen yine de birbirlerini çok seven iki erkek kardeş... Biri Soul Kitchen adındaki restoranın sahibi, diğeri ise Hamburg'da hapishane sakini. Ellerinde olmayan sebeplerle, bir anda hayatları tepetaklak olup başlarına gelmeyen kalmıyor. Filmi izlerken çok tatlı bir ruh hali içinde oluyorsunuz; güzel müzikler, sürekli bir sırıtma hali, oyunculuklara hayranlık, mekânlara hayranlık...
Moritz Bleibtreu şimdiye dek tüm filmlerinde farklı karakterlerde izleyici karşısına çıkmış bir oyuncu, ve bana kalırsa her rolüyle izleyiciyi o karaktere inandırabilen çok iyi oyunculardan bir tanesi. Nerede Im Juli'deki sarsak öğretmen nerede Soul Kitchen'daki bitirim Yunan :) Birol Ünel'e ise kaçık şef rolü çok yakışmış; adam ne yapsa karizmadan yıkılıyor... Zinos rolündeki Adam Bousdoukos da kesinlikle karakterin hakkını vermiş. Çok başarılı bir oyunculuk sergiliyor. Gerçekten kaliteli bir "feel good movie" izlemek istiyorsanız kaçırmayın derim Soul Kitchen'ı! Hatta amacınız gülmek, güzel vakit geçirmek ve kafanızı yormayacak bir film izlemekse, Yahşi Batı yerine yine bu filme gitmenizi öneririm; bedava değil sonuçta sinema, paranızı sokağa atmamış olursunuz. Niye mi?



Soul Kitchen'ın ardından da Yahşi Batı'ya gittim. Cem Yılmaz'dan "sanat filmi" bekleyip de filmden çıkında "ne biçim film bu, film bile değil," diyenlerden değilim. Amaç sadece gülmek yani... Stand-uplarının yokluğunda bari filmine gülelim dedik... Gitmeden önce bir yerde DVD dil menüsü esprisini duymuştum yalnızca, onun dışında bir şey okumamıştım film hakkında...
Film başladı, kostümler, atmosfer falan tastamam; pek güzel. İlk espriler ilk küfürler geldi... Tatsız ama neyse, izlemeye devam. Bir süre sonra fark ettim ki bir şey eksik bu Cem Yılmaz filminde: gülmüyoruz. Esprilerde seviye çok düşmüş; normalde Cem Yılmaz bu tarz esprilerden çok az yapardı. Genellikle daha ince, daha zekice esprileri, göndermeleri için izlenir filmleri. Ama bu filmde bunlardan pek az vardı... Tabii yine göndermeler vardı ama ne bileyim, tat vermedi işte. Belki artık bu uzayda Türk, cennette Türk, cehennemde Türk, ilkçağda Türk, Vahşi Batı'da Türk meselesinden gına geldi. Bizde de malzeme bir yere kadar... Lastik gibi uzadı bu iş. Bu filmin de devamı gelecekmiş; Çin'de geçecekmiş üstelik. Onun yerine ekşisözlük'teki "lost'ta türk olması durumunda olabilecekler" başlığından esinlenip bu konuya eğilseydi bari, o zaman gerçekten komik olabilirdi; hem de başkası yapmaya kalkıp berbat etmeden Cem Yılmaz yapardı layıkıyla.
Her filminden sonra duyduğumuz "filmi hiç beğenmedim, çok küfürlüydü" eleştirilerine bu filmde gerçekten hak verdim bu defa, çünkü gereksiz yere sadece zoraki güldürmeye çalışarak kullanılmıştı küfürlerin bazıları. Yalnız şunun da hakkını teslim etmek gerek: Cem Yılmaz'ın filmleri çocuk filmi değildir, adam ilk defa film yapmıyor, hepsini de izlediniz; ufacık çocuklarınızla gidip sonra da "aman çok küfür vardı, çocuğumuzla gittik rezil olduk, bir sürü küfür duydular" diye yakınmayın! Adam gibi çocuk filmine, o yoksa çocuk tiyatrosuna götürün çocuğunuzu!

Digg Stumble Delicious Twitter Facebook Reddit RSS

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

Seyirciler