Hayatımı yazsam roman olur...

Eylül 01, 2009



N'olur yazma!

Yurtdışında kitap sektörü bizdeki gibi değil tabii; biz Elif Şafak'ın Aşk'ı üç yüz bin sattı diye ortalığı yıkıyoruz, adamlar milyonlardan bahsediyor... Hal böyle olunca da ülke ve dünya çapında popüler olan yazar, bir anda servet sahibi olabiliyor. Bir yanda yazma isteği, diğer yanda oturulan yerden zengin olma dürtüsü herkesin içindeki yazarı gıdıklıyor tabii...

Ama işler bizim memlekette böyle yürümüyor ne yazık ki. Bir kere kitabı okuyacak milyonlar yok elimizde. En iyi ihtimalle yüz binlerden bahsedebiliyoruz... Türkiye'de kitap pahalı bir kere. Diyelim bir Avrupa ülkesinde 5-15€ arasındaysa kitap fiyatları, bizim para birimimize çevirince aynı tutara denk geliyor olabilir ama bu ülkelerde € cinsinden para kazanılıp € cinsinden harcandığı düşünülürse, fiyatlar orası için makul... İkincisi, yeni bir şey yaratmak yerine, popüler olan bir şeyin anında bire bir taklidini üretme saplantımız yüzünden, korsan kitap sorunu hâlâ ortadan kalkmış da değil. Üçüncüsü de, kitap okuma alışkanlığı maalesef doğuştan gelen bir şey değil, bu yüzden doğru yönlendirmelerle kişilere daha küçük yaştan gerek aile içinde gerek okulda, bu alışkanlığın kazandırılması gerekiyor. Ama bu, okullarda zorla okutulan sıkıcı kitaplarla, zorlamalarla, kişisel ya da resmî görüşleri dayatmakla olmaz elbette. Kitaptan soğutur... Kitap yerine gazete okunur, gazete sıkıcı geliyorsa magazin ve spor sayfaları okunup bırakılır...

Kitap yazma mevzusuna dönersek, yeteri kadar kitap okunmayan bir ülkede yazarlar da yeteri kadar para kazanamaz elbette. Ülkemizde de durum böyledir; ancak ve ancak binlerce kopya satan yazarlar kendilerini bu işle geçindirebilirler. 80 milyonun yaşadığı ülkede belki milyonlarca potansiyel yazar olabilir, ancak "ben var ya, hayatımı yazsam roman olur" anlayışıyla çıkılan yol insanı hiçbir yere götürmez... Gerçekten okunacak bir kitap yazmak, bir kere diğerlerinin arasından sıyrılacak kadar iyi bir şey yazmayı gerektirir. Dili doğru düzgün kullanmadan; anlatım tekniklerinden haberdar olmadan; temel hikâyeyi destekleyecek bir entelektüel altyapıya sahip olmadan; sadece başlarından ilginç şeyler geçen değil, gerçekten yaşayan, soluk alıp veren karakterler yaratmadan kitap yazmak beyhude bir uğraştan başka bir şey değildir...

Çevirmenlik bile, çeviriyi yapacağınız dilde çok sayıda kitap okumuş olmayı gerektirirken, kitap yazmak elbette ki çok daha fazla birikim gerektirir. En azından okuduğunuz eserlerle kafanızdaki eserinizi karşılaştırmanıza, yazmayı düşündüğünüz şeyin edebiyat dünyasının içinde nereye düştüğünü görmenize yardımcı olur. Eğer içinizde gerçekten bir yazma tutkusu varsa bu zaten er ya da geç ürün verecektir, ama yalnızca aklınıza ilginç fikirler geliyor diye ya da "ben de ünlü bir yazar olurum, Orhan Pamuk gibi parayı kırarım," diyerek kitap yazmayın... Çünkü para kazanılmıyor bu işten; en fazla %10 telif ücretiyle, 1000 kopyalık yeni baskı yapılması için yıllar geçmesi gereken bir ülkede yazarlıktan para kazanmak gerçekten zor zanaat...

amonka

Digg Stumble Delicious Twitter Facebook Reddit RSS

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

Seyirciler